9 Şubat 2015 Pazartesi

Dünün Dünyası



          Sömestr tatilinde bol bol kitap okudum ve bol bol da film izledim. Bunları yapmaktan bloğuma fazla zaman ayıramadım. Şimdi bloğa zaman ayırıp yazma zamanı...

           Stefan Zweig'ın daha önce Satranç ve Bir Kadının Yirmidört Saati adlı kitaplarını okumuştum. Satranç ilk okuduğum kitabıydı ve çok beğenmiştim ( bu kitapla ilgili yazıma bloğumdan bakabilirsiniz).

          Dünün Dünyası yazarın kendi otobiyografisi. Kitabı okurken çok uzun zamandır otobiyografi okumadığımı fark ettim.

          Bu kitapla ilgili ilk sözlerim tavsiye sözleri olacaktır. Mutlaka okuyun ( tabi otobiyografi seviyorsanız). Hem Avrupa tarihi hakkında  hem de Avrupa'daki bilim adamı, ressam, yazar ve müzisyenler hakkında çok şey öğrenirsiniz.
   
        Çevresi sanatçılarla dolu olan Zweig'ın hayatı da acılarla doludur. Bu acıların ana kaynağı ise hayatında iki büyük savaşa tanık olmasıdır. Bunlar: Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarıdır. Bu savaşlara ve acılara rağmen üretkenliğini hayatı boyunca sürdürür. Kitapta geçmiyor ama umudunu kaybettiğinde de karısıyla birlikte intihar eder. Çünkü insanlığa ve barışa dair hayal kırıklığı büyüktür ve bu da O'nu ve karısıyla birlikte ölüme sürükler.

      Kitapta kimler yok ki: Freud, J.Joyce, Strauss, Rolland, Dali, Mussolini ve tabiki Hitler. Bunlar benim aklımda kalanlar. Emin olun yazarın sıraladıkları bunun iki katı. Yaşamı ise seyahatlerle geçer. Bu seyahatlerin çoğu yazarın zevkle yaptığı Avrupa ve Amerika turlarıdır. Fakat özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki seyahatleri artık zorunlu ve neredeyse sürgün niteliğindedir. Daha da acısı vatansız kalmıştır. Kaldığı İngiltere'de bir süre sonra "düşman sığınmacı" olarak anılması, yazarı çok yaralar. Kitap İngiltere'den ayrılmasıyla son bulur. Yazarın son zamanları ise Brezilya'da geçmektedir.


           Hayatı boyunca politikayla ilgilenmemiş hatta siyasi konuşmalardan ve olaylardan hep uzak durmuştur. Buna rağmen hayatını mahvedenler ise politikacılar olmuştur. Yazarın en çok acı çektiği şey ise gerek Yahudilerin ( kendisi de Yahudidir) gerekse Avusturya'nın yaşadığı acılardır.

           İnsanın kendi hayatını yazması zordur. Bu kitapta Zweig'ın zoru başardığını gördüm. Her şeyi olabiliğince objektif anlatmış. Bir şeyleri övme veya yerme derdinde değil. Bir bilim adamı gözüyle gerek kendi toplumunu ( yahudileri) gerekse diğer toplumları artısıyla eksisiyle vermiş. Hatta yahudi toplumunun cinselliğe bakış açısını çok samimi ve bir şekilde ifade etmiş ( açıklamaları günümüz Türkiye'sine çok ama çok benziyor).

           Kitabın pek çok yerini çizdim. Bunların bazılarını buraya da aktarmak istiyorum. Son olarak "tüm kitap kurtlarının mutlaka okuması gereken bir kitap" diyerek noktayı koyuyorum.

  • "Bildiğimiz hiçbir şey bize gümüş bir tepside sunulmadı. Öğrendiğimiz her şeyin bedelini çok ağır ödedik."
  • " Okul dönemime ait neşeli ve mutlu tek bir anım vardır, kapısını bir daha açmamak üzere çıktığım an."
  • "Savaş, mantık ve haklılık duygusuyla bağdaşamaz."
  • "Her sanatçı, anlaşılmaz bir çelişki barındırır içinde: Hayat ona hırçın ve acımasız davrandığında huzur özler, huzur verdiğinde ise gerginliği."
  • "Sanat, her zaman tüm halkın yaşamının bir parçası olduğu yerde zirveye ulaşır." 

12 yorum:

Gül Akça dedi ki...

Elinize sağlık yorum çok güzel olmuş... Ben biyografiyi de otobiyografiyi de pek fazla sevmiyorum ama Zweig yazmışsa ne olsa okurum modunda olduğum için bu kitabı da okuyacağım tabi ki :) bundan başka Zweig'in yazdığı okunmayı bekleyen 3 tane daha biyografi (Macellan, Verlaine ve Balzac,Dickens,Dostoyevski) de var ayrıca:)

Fatos Kesici dedi ki...

Aslında önce kendi otobiyografisini okursanız yazdığı tüm kitapları nasıl koşullarda yazdığını görebilirsiniz. Bu arada bende Zweig'in biyografilerini daha okumadım. Şu anda elimde sadece Marie Antoinette var, büyük olasılıkla okumalarıma onunla başlarım. Ayrıca yorum ve takip için teşekkürler...

Gül Akça dedi ki...

Ben şu ana kadar 6 kitabını (3'ü biyografi) okudum zaten, o nedenle otobiyografisi her halukarda arada kalacak :) biyografilerden de bir tek Marie Antoinette hiç ilgimi çekmemişti :) onu da sizin yorumunuza bakarak yeniden değerlendirebilirim... iyi okumalar olsun....

Fatos Kesici dedi ki...

Teşekkürler size de...

Kadriye Zihni Erdem dedi ki...

Öneri ve paylaşım için teşekkürler ama en çok da alıntılar için teşekkürler
Onları okumayı, kitabı okumak kadar seviyorum.

Sevgiler

Fatos Kesici dedi ki...

Bende çok severim Kadriye :)

Yazdan Kalan dedi ki...

Okuduğum kitapları burada görmek çok hoşuma gidiyor. Çok akıcı bir kitap. Nazileri bir sanatçı gözünden dinlemek de çok farklı gerçekten.

Fatos Kesici dedi ki...

Kitap kurtları nasıl da belli oluyor :) çünkü onlar okuyacakları kitapları ve yazarları çok iyi seçiyorlar, yorum için teşekkürler :)

kitaplarla beslenmek dedi ki...

Bu eseri yeni aldım sayılır. En kısa zamanda okumayı istiyorum.
Güzel yorumlarınız var. çok teşekkür ederim.

Fatos Kesici dedi ki...

Çok beğeneceğini düşünüyorum. Müthiş bir kitap :)

feride'sviolet dedi ki...

Otobiyografi çok seviyorum zaten Zweig hayranıyım ama baskısı kalmamış kitabın;(

Fatos Kesici dedi ki...

Aaaaa çok üzüldüm. Bir de sahaflara bakın isterseniz. İnanın aramaya değecek bir kitap. Dilerim bulursunuz. Sevgilerimle.

Yorum Gönder