21 Mart 2017 Salı

Kuşlar Yasına Gider

            Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum üçüncü romanıydı. Bu romanla gönlümü üçüncü kez fethetti. "Acaba Türk yazarları daha çok mu seviyorum?" sorusu kafamı meşgul ederken birden aklıma Milan Kundera, Marquez gibi yazarlar geliyor. Sonra "yok yok gönlüme dokunan her yazarı seviyorum" diyorum.

 
 
                  Uzun zamandır okuduğum konusu en sıcacık kitap bu oldu derim. Az önce bitirdim kitabı, tüm duygularını hala üzerimde taşıyorum. Bir yandan bitirmenin verdiği üzüntüyü yaşarken bir yandan da kitaptaki babayı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Denizli'li bir aile ve iki oğuldan bahsediyor kitap. Yazar da Denizli'li acaba kendi ailesi mi derken ilerleyen sayfalarda yazar cevabımı veriyor.
 
 
             Tek kelimeyle nasıl anlatırsın diye soracak olursanız: "Sıcacık" diye cevap veririm. Hikaye öylesine içten, öylesine bizden, öylesine sıcak ki okurken adeta yazarla birlikte ben de yaşadım. Defalarca yazarla birlikte Ankara Denizli arasında araba kullandım. Hiç gitmediğim bu yolu şimdi gidebilirim diye düşünüyorum. Hatta mutlaka Gömü'den yavaş geçerim. Bu kitabı okuyan her Hasan Ali Toptaş okuru bundan sonra Gömü'yü yavaş geçecektir.
 
 
             Kitabın anlatıcısı Aziz'in yazar olan oğlu. Kitabın konusu ise yıllarını şoförlüğe vermiş Aziz. Gece gündüz direksiyon sallamaktan çocuklarının büyüdüğünü görememiş. En acısı ise oğlu Suat'ın ölümünden de çok sonra haberi olmuş. Yaşamının son günlerinde bunun vicdan azabını duyar ve sık sık ağlar.
 

             Bu kitabı okurken kendinizi türkü dinlerken bulursanız şaşırmayın. Hiç duymadığım sanatçıları duydum yazar sayesinde ve de dinledim. Benim gibi türkü severseniz sizin de hoşunuza gidebilir. Kitapta kullanılan Denizli ağzı ise romanı daha da gerçekçi kılmış. Yaz tatillerim Ege'de geçtiği için kitaptaki konuşmalar aşina olduğum konuşmalardı.


         Kitapta özellikle ecel atı ve bir görünüp bir kaybolan beyaz gömlekli çocuk ( ben bu kişinin ölen Suat olduğunu düşünüyorum) beni çok ama çok etkiledi. Görülen rüyalar, bu rüyalarla ilgili alınan tedbirler benim ailemde de olduğu için ( ki hepimizin ailesinde vardır, hepimiz Anadolu çocuğuyuz) hikaye bana çok daha yakın geldi. Sanki ailemden biri bunu anlatıyormuş gibi geldi. Hasan Ali Toptaş'ı o kadar yakın hissettim kendime. Kendisiyle tanışmayı ve sohbet etmeyi çok isterdim.

 
        Kitabın son derece sade ve akıcı bir dili var. Elinize aldığınızda sayfaları nasıl çevirdiğinizi bile anlamıyorsunuz. Sizi hemen saran ve içine çeken bir hikayesi var. Eğer okumadıysanız Hasan Ali Toptaş'ı mutlaka okunacaklar listenize eklemenizi tavsiye ederim.

2 yorum:

Kadriye Zihni Erdem dedi ki...

Ben bu kitabı almazsam ölürüm...o kadar çok istedim ki seni okurken bu kitabın satırlarında gezinmeyi, ya bugün alırım ya yarın alırım ama mutlaka alır ve ardından türkümü dinlerim

Sevgiler

Fatos Kesici dedi ki...

Mutlaka okumalısın Kadriye. Okuduktan sonra yorumunu dört gözle bekleyeceğim. Sevgiler :)

Yorum Gönder