2 Kasım 2014 Pazar

Babam 9 Doğurdu


        Bu sezon özel tiyatroda ilk izlediğim oyun Ali Poyrazoğlu'nun Babam 9 Doğurdu oyunu oldu. Tesadüf bu ya Ali Poyrazoğlu'da sezonu bugün bu oyunla açmış. Babam 9 Doğurdu oyunu,  bu yılın yeni oyunu ve sanırım ilk kez de tiyato festivalinde oynamış. Festivalden sonra ikinci kez seyirciyle buluşması bugün olmuş.


  

        Oyun beş kişilik bir kadroya sahip. Ali Poyrazoğlu evin babasını, Nur Gürkan annesini, evin erkek çocuğunu Eser Ali, evin gelinini Güneş Emir ve Selam Sevim ise kapıcının oğlu rolünü  canlandırıyor. Evin babası sünnetçilik yaparak evin geçimini sağlamaya çalışıyor. Oğlu ise küçük yaşta evlenerek babasının evine yerleşiyor. Gerek oğlu gerekse gelini çalışmayarak aileye yük oluyorlar. Derken evin annesi hamile kalıyor ve böylece komik olaylar başlamış oluyor.


         Oyunun içinde güncel olaylara da değiniliyordu. En çok alkışı ve kahkahayı ise siyasi espiriler aldı. Oyunun tamamını anlatmayacağım çünkü izlemenizi istiyorum.

        Ali Poyrazoğlu tiyatrocular içerisinde en beğendiğim kişilerden biri. Hangi oyununa gittiysem hep memnun ayrıldım. Bu oyun için çok güzeldi diyemeyeceğim ama izlenmeye değerdi. Bir aksilik çıkmazsa bu sezon,  geçen sezon izleyemediğim Asi Kuş ve Kaplumbağa oyunlarını da izlyeceğim. Ali poyrazoğlu'nun bugüne kadar izlediğim en güzel oyunu ise yıllar önce oynanan Kobay adlı oyunuydu.

         Bugün bu oyunu Trump Tower'da izledik. Oradaki sahneyle ilgili bir kaç şey söylemek istiyorum. Ne yazık ki söyleceklerim Cevahir'deki tiyatro sahneleri içinde geçerli. Sinema salonlarıyla tiyatro salonları yan yana olduğu için ve ses yalıtımı da iyi olmadığı için sinemanın gürültüsü olduğu gibi tiyatro salonunda duyuluyor. Hatta zaman zaman sahnedekilerin konuşmaları duyulmaz hale geliyor. Tiyatro için çok acıklı bir durum bu:  Düşünün sahnede sanatçılar var ve dışarda bangır bangır müzik ve konuşma sesleri. Gerçekten çok çirkin bir durum bu. Acaba bu salonlar sinema salonu olarak tasarlandı da son anda mı tiyatro salonuna çevrildiler? Öyle bile olsa yine de ses yalıtımı mutlaka yapılmalıydı. Hala yapılabilir mi bilmiyorum ama bence bu duruma kesinlikle bir çözüm getirmeleri gerekiyor.

        Son olarak şunu eklemek istiyorum. Tiyatroların özellikle de özel tiyatroların çok zor ayakta durduklarını biliyorum- ki nitekim bugün aynı şeyi Ali Poyrazoğlu'da söyledi. Seyirciye çok ihtiyaçları var. Bundan dolayı izleyebildiğiniz kadar oyuna gidin ve izleyin, sanata katkıda bulunun. Bu oyuna da mutlaka gidin derim. Çünkü bizim sanatçılara, sanatçıların da bize çok ihtiyacı var. Sevgilerimle...
         

      

3 yorum:

semihal aksu tüzüner dedi ki...

EVET tiyatrolar kapanmamalı .Sana katılıyorum.Oyuna gelince izleyeceğim.Sonra seninle düşüncelerimi paylaşırım

Yazdan Kalan dedi ki...

İlçede yaşamanın dezavantajlarından biri de bu tür sanatsal etkinliklerden uzak kalmak, turne için gelenler oluyor da onlar da dolu salona oynuyorlar zaten. "Bu akşam canımız sıkıldı, şuraya gidelim" diyemeyiz, haftalar evvelinden bilet almak gerekiyor.

Fatos Kesici dedi ki...

Büyük şehirler özellikle de İstanbul sanatsal faaliyetler için muhteşem bir yer. Ama öyle anlar oluyor ki küçük bir yer özlemiyle doluyor insan. ilin ayrı ilçenin ayrı avantajları ve dezavantajları oluyor.

Yorum Gönder