21 Eylül 2017 Perşembe

Sputnik Sevgilim

          Bu yaz okuduğum kitaplardan biri de Japon yazar Haruki Murakami'ye ait olan Sputnik Sevgilim'di.


         Bu kitabı okuduktan sonra bu yazara ait olan kitapları okumama kararı aldım. Daha önce de yazmıştım Sahilde Kafka gerçekten güzeldi. Ama pek çok şey yarım kaldığı için kitap beni doyurmamıştı. Bu yazarın böyle bir yönü var; en can alıcı noktaları yazmıyor ve tamamen okuyucunun hayal gücüne bırakıyor. Bence en bırakılmaması gereken noktaları bırakıyor. Çünkü okurken asıl merak ettiğiniz ve "acaba yazar bu durumu nasıl açıklayacak?" dediğiniz her şey cevapsız kalıyor. Bunu şu ana kadar okuduğum her kitapta yaptı. Bu yüzden ne zaman Murakami'nin kitabını okusam sanki kitabın yarısını okumuşum gibi bir hisse kapılıyorum.


       Allah'tan yazarımız Sputnik'in ne anlama geldiğini yazmış ( hani bunu da okuyucunun hayal gücüne bırakabilirdi). Sputnik, Sovyetler Birliği'nin uzaya gönderdiği ilk yapay uyduymuş. Daha sonra Sputnik 2'yi gönderiyor bunun içine de Laika adını verdikleri bir köpek koyuyorlar. Uydu geri dönmüyor ve Laika'da bilim kurbanı olan ilk canlı oluyor. Kitabın ilerleyen sayfalarında Sputnik'i "yol arkadaşı" anlamında kullanıyor.


       Gelelim kitabın konusuna: Kitapta üç ana kahraman var: Sumire, Myo ve kitabın anlatıcısı ( ismini unuttum). Kitabın anlatıcısı bir erkek ve Sumire'ye aşık. Sumire ise bir kadına yani Myo'ya aşık. Anlayacağınız Sumire eşcinsel. Myo'yla Sumire önce iş gezisine çıkarlar oradan da Yunan adalarına tatile giderler. İşte bütün karmaşık olaylar burada başlar. Sumire bir anda ortadan kaybolur ve sırra kadem basar. Kendisinden bir daha haber alınamaz. Kitabın sonunda da birden bire ortaya çıkar. Nereye gittiğini neden kaybolduğunu merak ederseniz, hayal gücünüzü kullanın derim. Çünkü yazar bu sorulara cevap vermiyor.


     Bir de Myo'nun yaşadığı çok enteresan ve travmatik bir olay vardır. Böyle paralel evren gibi bir şey yaşıyor:  Bir lunaparkta dönme dolapta mahsur kalan Myo, elinde dürbünüyle kendi evini izlerken kendisini bir erkekle sevişirken görüyor. O sırada şok oluyor, panik yapıyor ve fenalaşıyor. Çünkü aynı anda iki yerde birden bulunmaktadır. Bu nasıl oluyor? diye sorarsanız cevabım "bilmiyorum" olacaktır. Çünkü yazar bu durumu da size bırakıyor.

       Kitapla ilgili yorumlarım bunlar. Okuyup okumamak size kalmış. Bu arada yazarın çok seveni ve okuyanı var ( ben hariç). Demek ki neymiş benim hayal gücüm Murakami'nin okurları kadar güçlü değilmiş. Siz yine de okuyun isterseniz.

      

1 yorum:

Kadriye Zihni Erdem dedi ki...

çok merak ediyordum bu yazarı ve kitaplarını
emeğine sağlık, sevgiler

Yorum Gönder