27 Temmuz 2015 Pazartesi

Lolita/ Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları




         Yaz kitaplarımdan ikincisi Nabokov’un Lolita’sı oldu. Aslında çok uzun süredir okumak istediğim bir romandı ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Bir de pedofiliye duyduğum tepkiden dolayı kitabı okumayı sürekli olarak erteledim. 

         Yazarın diline ve bu dili ustalıkla çeviren Fatih Özgüven’e açıkçası hayran kaldım. Kitabın konusu benim için korkunçtu ama dili muhteşemdi. Yazarın en basit şeyleri en sıradan olayları anlatışı bile muhteşemdi. 

          Kitabın ana kahramanı Humbert, küçük kız çocuklarına cinsel ilgi duyan bana göre bir sapık yazara göre ise bir erkek. Dolly ise yazarın üvey kızıdır. Kızın annesiyle evlenmesinin tek nedeni Dolly’ye yakın olabilmektir. Humbert bir yazardır ve Dolly’e olan aşkını günlüğüne yazar. Bu günlük karısının eline geçer ve aynı gün bir trafik kazasında karısı ölür ( bundan dolayı kızını o sapıktan kurtaramaz). Kitabın bundan sonraki bölümleri Dolly ve Humbert’in bitmek bilmeyen yolcukları ve aşklarıyla doludur. Humbert Dolly’e aşıktır bu durum Dolly’nin umurunda bile değildir. Yazar aşkı karşısındaki çaresizliğini çok güzel anlatmış. Kitabı okurken ister istemez kızı,  hep genç kız gibi hayal ettim yoksa kitabı okuyamayabilirdim. Bu arada şunu da hemen ekleyeyim kitapta seks çok da verilmemiş aslında bu da iyi olmuş. Yazar sevgilisine Lolita ismini takmıştır, kitapta ismini buradan almıştır. 

          Kitabın sonunda Lolita babacığını(!) terk eder ve başkasıyla evlenir. Bu durum Humbert’in sonu olur. Kendini öldürmez Lolita’nın ta eski zamanlardan kalma kendisi gibi pedofili olan bir başka aşığını öldürür.
 Kitap 364 sayfa. Zaman zaman okurken akıcılığını yitirse de genel anlamda kitabın akıcı olduğunu söyleyebilirim. 

       Vladimir Nabokov Edmund Wilson’a mektubunda kitabından bahsederken şöyle demiş: “ Lolita’yı okumaya karar verdiğinde, lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma.”  Kitabın çok ahlaki olduğuna katılmasam da çok edebi olduğunu söyleyebilirim. Kitap 1962 ve 1997’de filme çekilmiş. İlk filmin yönetmeni, Stanley Kubrick’miş. 

          Kitabı okumaktaki asıl amacım bir pedofiliyi anlamak istememdi. Anladın mı ? diye sorarsanız anlamadım hatta empati de kuramadım. Kim bilir belki kurmak istemedim. Kitabı okumak isteyişimin bir diğer nedeni ise okuyan arkadaşlarımın tavsiyesi oldu. 

           Son olarak kitabı konusundan dolayı tavsiye etmiyorum ama müthiş bir edebi eser olduğunu söyleyebilirim. Okumak isteyip istememek konusunda son karar sizin? Herkese sevgiler…

2 yorum:

Gül Akça dedi ki...

Size katılıyorum, bende konusu nedeniyle hiç okumak istemedim ve yazınızdan sonra da emin oldum... ama bir gün başka bir tanesini okumak istiyorum... elinize sağlık :)

Yazdan Kalan dedi ki...

Konularından dolayı edebi yönden güçlü olan nice kitabı kaçırıyorum kim bilir. Bu tip şeyler kalbimi sıkıştırıyor zaten yeterince gerçekler bir de kitaplarda bunlarla boğulmak istemiyorum. Sevgiler.

Yorum Gönder