28 Aralık 2015 Pazartesi

Don Kişot / Don Kihote


          Bu kitabı yıllar yıllar önce okumuştum. Şu an net hatırlamıyorum belki lise yıllarımda belki de Ortaokul yıllarımdaydı. O zaman okuduğumda Don Kişot'un deliliği bana sıkıcı gelmişti. Hatta kitabı sevmediğimi de hatırlıyorum. Şimdi ise tam tersi duygularla kitabı okudum. Nasıl severek okudum anlatamam size. Meğer ne sıcak hikayeleri varmış, meğer Don Kişot'un deliliği ne kadar saf ve dürüstçeymiş, meğer Sança Panza ne kadar saf ve bilgeymiş....Bu şekilde daha çok cümle sıralayabilirim.

       Bendeki baskısını tavsiye etmem size, Yapı Kredi Yayınlarından çıkan iki ciltlik eseri  tavsiye ederim. Yaptığımız kitap toplantısında söylenen bazı bölümleri ben okumamıştım, çünkü bendeki kitapta yoktu. Bu nedenle tavsiye etmiyorum.

         Çocukluk yıllarında okuduğumda bana en saçma gelen bölüm yeldeğirmenleriyle yaptığı savaş bölümüydü. O bölümü de çok eğlenceli buldum. Ama aslanlarla savaştığı bölüm beni daha çok etkiledi.

         Gelelim kitabın konusuna Don Kişot ( aslında okunuşu Don Kihote'ymiş, hepimiz yanlış telaffuz ediyormuşuz.) aristoktrat sınıfından şövalye kitaplarını okumaktan zevk alan bir kişidir. Bir gün okuduğu kitapların etkisinde kalır ve kendisini bir şövalye zannetmeye başlar. Sanço Panza, Don Kihote'nin toprağında yaşayan fakir bir köylüdür. Tek istediği şey bir Ada sahibi olmaktır. Don Kihote'nin kendisine Ada vaat etmesine inanarak ( Don Kihote kandırmamıştır, gerçekten vaat etmiştir) efendisinin peşine düşmüş ve değişik maceralara atılmıştır. Don Kihote'nin yaşadığı bu delilikten kurtarmak isteyen dostları ve akrabaları vardır. Onlar önce kitapların etkisinden kurtulsun diye evdeki tüm şövalye kitaplarını yakarlar, sonra da şövalye kılığına girip O'nu yeniden eve götürme yolları denerler. Kitapta beni en çok üzen bölüm ise Dükle Düşes'in Don Kihote ve Sanço Panza'yla dalga geçtikleri bölüm oldu. Başkalarının maskarası haline dönmeleri gerçekten acı vericiydi.


       Kitap,tarihteki ilk roman olarak adlandırılıyor. İspanyol yazar Miguel de Cervantes tarafından yazılmıştır. Kendi ülkesinde ilk basımı  1606 yılında olur. Bazı edebiyatçılara göre bu romanı okumayan kişi gerçek anlamda roman okumamış demektir. Ne kadarı doğru bilemem ama tarihteki ilk roman olması açısından ve içeriğinin zenginliğinden dolayı bence her kitap kurdunun okuması gerekir.

        Biraz da yazar hakkında bilgi vermek istiyorum. İspanya'nın hatta Avrupa'nın ilk roman yazarı olarak bilinmesine rağmen denemeleri ve çeşitli tiyatro eserleri vardır. Madrid'te bir yaralama olayına karışır. Verilen cezaya göre sağ kolu kesilir ve İtalya'ya sürgüne gönderilir. Daha sonra Haçlı Ordusu'na katılır ve Osmanlılarla savaşırken esir düşer. Esir olduğu dönemde Cezayir'de yaşar. Defalarca kaçmaya çalışır ama başarılı olamaz. Dolandırıcılıktan dolayı hapishaneye girer ve ünlü eseri Don Kihote'yi de hapisteki yıllarında yazar. Don Kihote'yle kendisi arasında benzerlikler olduğu söylenir. Okuduğum internet sitelerinde farklı bilgiler var. Mesela bazı sitelerde savaş sırasında sol elini kaybettiği yazıyor. Hangisi doğru bilemeyeceğim artık.

        Son olarak eser,dünyada en çok okunan eserler arasındaymış. Bence sizde okuyun, emin olun Don Kihote ve Sanço Pança'nın saflıklarına çok gülecek ve zaman zaman da acıyacaksınız. Sevgiler...

2 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Ben de çok uzun yıllar önce çocukken Arkası Yarın ya da radyo tiyatrosunda dinlemiştim:) sonra birkaç yıl oluyor yeniden kitabını okudum hakikaten ne hoşmuş, en sonunda her şeyi anlaması, farketmesi çok hüzünlendirmişti beni:((
sevgiler

Fatos Kesici dedi ki...

Yorum için teşekkür ederim. Bende çok üzüldüm kitabın sonunda.Sevgiler...

Yorum Gönder