Spor ve Beslenme Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor ve Beslenme Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2015 Pazartesi

Spor ve Beslenme Günlüğü 6 / Karatay Diyeti



         Uzun süredir bu konuyla ilgili bir şeyler yazmak istiyordum, kısmet bugüneymiş. Karatay Diyeti'yle ilgili en son yazımı  23 Mart 2015 tarihinde yazmışım. Yazımı tekrar okuyunca çok uzun zaman geçtiğini fark ettim.



       Aslında Karatay Diyeti demek yerine Karatay Beslenmesi demek bana daha doğru geliyor. Çünkü bu bir diyet değil, sağlıklı beslenme biçimi. Buradan Canan Karatay Hoca'ya teşekkür etmek istiyorum. Hayatımda ilk kez bir beslenme şeklini hiç zorluk çekmeden rahatça uyguladım. Arada bir kaçamaklarım oldu ama çoğunlukla Canan Hocanın önerdiği şekilde beslendim. Daha önceki yazımda 9 kilo verdiğimi yazmışım. O günden bugüne bu sayı 17 kiloya çıktı. Evet yanlış duymadınız tam tamına 17 kilo verdim.

              Bu işin görünen kısmı. Bir de kimsenin fark etmediği ama benim farkında olduğum değişiklikler de var:

  •  Bunlardan biri uykum düzene girdi ( bundan önce ciddi uykusuzluk yaşıyordum). 
  • İkincisi, acıktığımda yaşadığım sinirlilik hali ortadan kalktı, el ayak titremelerim ve bayılacakmışım hisleri tamamen yok oldu. 
  • Üçüncüsü enerjim iki katı arttı, eskiden kronik olarak sürekli yorgunluk hissederdim. Şu anda pek çok iş yapıyorum üzerine spor yapıyorum buna rağmen yorgunluk hissetmiyorum.
  •  Dördüncüsü nefesim açıldı; eskiden biraz yol yürüsem ya da merdiveni çıksam nefes nefese kalırdım, şimdi o durumda da ciddi düzelme var. Hatta yazlıktaki 160 merdiven her seferinde mola vermeden çıktım herhangi bir tıkanmada yaşamadım.
  • Beşincisi yüzümde herhangi bir çökme olmadı ya da vücudumda sarkma meydana gelmedi ( sanırım bunda her gün düzenli yaptığım yürüyüşlerin de çok katkısı oldu).
  • Altıncısı ve sonuncusu da selülitlerimde ciddi azalma oldu.
         Beni uzun süredir görmeyenler çok şaşırdılar. Hatta görünümüm pek çok kişinin hoşuna gittiği için çevremdeki kişilerin bazıları da bu diyete başladı. 

         Şu anki durumuma gelecek olursam; ben bu beslenmeyi hayat boyu sürdürmeyi düşünüyorum, çünkü kendimi çok sağlıklı hissediyorum. 

          Sizlere de sağlıklı ve hafif günler dilerim. Sevgiler...
         

23 Mart 2015 Pazartesi

Spor ve Beslenme Günlüğü 5 / Karatay Diyeti

          Yıllar önce (sanırım ilk çıktığı yıl)  bu kitabı okumuştum. Bu diyet hiç bana göre değil diyerek kitabı halama hediye etmiştim. Kitap bana göre değildi çünkü ben ne mantıdan ne de makarnadan  uzak kalamazdım. Gel zaman git zaman arkadaşım Berna'nın kızı Begüm'ün bana "Şekersiz Hayat" adlı bir kaç blog tavsiye etmesiyle hayatım değişti. Hatta Begüm'e bu hayat bana göre değil dediğimin ertesi günü kendimi bu hayatın içinde buldum :)


       Diyete başladığım ilk 21 gün ( hatta bu günü şafakta gün sayan asker gibi geriye saydım), ekmek, makarna, pirinç, şehriye ve tabiki şeker ( buna meyvelerde dahil) kesinlikle yemedim. Çok zorlanacağımı düşünürken tam tersi oldu. Diyeti çok ama çok kolay uyguladım. Hatta kendimi nasıl şartlamışsam artık yanımda insanlar pasta börek yerken imrenmedim bile.

        İkinci 21 günlük periyotta araba aldığım için bir kutlama yapalım diyerek pasta ve baklava aldım. Tahmin edin ne oldu?  Pastayı iki çatal zar zor yedim tatlıdan da bir dilim yedim ve bütün gün midem ağzımda gezdim. Bedenim resmen tatlıya tepki verdi hemde çok şiddetli bir tepki verdi. Dün de tatlı yedim ve yine tüm gün hasta olarak gezdim ( şaka değil ciddi ciddi hasta yattım).


         İki defa yaşadığım tatlı kabusundan çıkardığım ders şu: Benim bedenim kesinlikle tatlı veya şeker türevi şeyleri kaldırmıyor. Tesadüf müdür bilmem ama ne zaman tatlı yesem o gün çok kötü allerji oldum ve bedensel olarak müthiş bir halsizlik hissettim.  Bence benim yaptığımı sizde deneyin ( zayıflamak için değil sağlık için yapın) ve şekerin vücudunuzda yarattığı etkiyi gözlemleyin. Hani beyaz zehir derler ya, yaşadıklarımla "zehir" olduğuna bende ikna oldum.

      Şu anda üçüncü 21 günlük periyodun içindeyim. Bu üç periyotta bir kere mantı, bir kere makarna ve iki defa da tatlı yedim. Belirli zaman aralıklarıyla yedim. Bunlar şeker dengesini bozan besinler ve ne zaman yesem hakikaten sürekli yeme eylemi içine girdim. Yani bir kısır döngü içine girdim. Yiyince acıktım acıktıkça yedim. Ama bunları yemediğim zaman hem acıkmadım hem de kendimi çok zinde hissettim.


       Karatay diyetini yapmaya başladığımdan beri toplam yedi hafta geçti ve bu süre içerisinde ben tam 9 kilo verdim. Kilo vermek benim için gerçekten güzel bir sonuç oldu. Ama daha da güzeli diğer diyetlerde ki gibi hiçbir şeyde gözümün kalmaması oldu. Bu arada günde bir saat yürüyüş yaptım. Haftada bir veya iki gün hariç yürüyüşlerimi aksatmamaya çalıştım.


       Bu beslenme tarzını ben çok sevdim. Çünkü, kendimi enerjik hissediyorum. Tatlıyı ve şekeri hiç aramıyorum. Makarna ve mantıyı ise arada bir ödül olarak kendime veriyorum. Bu ödül yöntemi harika bir yöntem. Bir gün yiyeceğimi bilmek o yiyeceği kendime yasaklamamak yiyeceğe karşı isteğimi de azaltıyor. Mesela bugün makarna vardı yemedim. Çünkü hafta sonu mantı yiyeceğim.

       Bu beslenmeyi yaşam tarzı haline getirebilecek miyim şimdilik bilmiyorum? Fakat deneyimlerimi sizinle paylaşmaya devam edeceğim. Hafif ve sağlıklı günler dilerim..

4 Kasım 2014 Salı

Spor ve Beslenme Günlüğü 4 / Pilates

             Pilates, çok uzun süredir sürekli duyduğum ama yapmaya hiç yanaşmadığım sporlardan biriydi. Nedense bir şey, çok konuşulduğunda ya da  herkes tarafından yapıldığında ben onu hemen moda olarak algılıyorum ve kesinlikle  yapmak istemiyorum.  Tıpkı bestseller olan kitapları okumak istememem gibi. Yapmak istemememde ki bir diğer neden ise bu konuda Ebru Şallı'nın sürekli örnek verilmesiydi. Bana göre O, bir mankendi ve spor hocası olmadığı için de dikkate almamak gerekiyordu.


              Kuzenim Melda uzun süredir Pilates yapıyor ve sürekli olarak bana bu sporun yararlarından bahsediyordu.Yalnız kendisini,  kilo konusunda problem yaşarken görmediğim için beni fazla ikna edememişti. Beni bu konuda ikna eden kişi ise diğer kuzenim Başak oldu. Başak'ın hem kilo problemi vardı hem de ciddi bir duruş bozukluğu vardı. Sadece televiyondaki hareketleri ( Ebru Şallı'nın pilates dersleri) uygulayarak ve yürüyüş yaparak sekiz ayda hem 12 kilo vermiş hem de duruş bozukluğu tamamen düzelmişti. İnsanın gördüğü, duyduğundan her zaman daha etkili oluyor. İşte bundan dolayı ben de Pilates'e başlama kararı aldım ve önyargıyla yaklaştığım Ebru Şallı'nın derslerini uygulamaya başladım. Hepsiburada.com'dan da pilates seti satın aldım ( çok ekonomik oldu tavsiye ederim).

       Bir yandan pilates ve yürüyüşlerimi düzenli yaparken bir yandan da internetten araştırmalar yaptım. Pilates hocalarının videolarını izledim, bu konuyla ilgili yazılar okudum ve öğrendiklerimle kendime bir program hazırladım. İlk zamanlar hem yürüyüş hem de pilatesi aynı gün yapıyordum ve bu çok yorucu oluyordu. İnternetten araştırdıklarımla kendime yeni bir program hazırladım: Bu programa göre; haftada bir gün kaslarımı dinlendiriyorum, üç gün tempolu bir saat yürüyüş yapıyorum üç günde Ebru Şallı'yla pilates yapıyorum. Hiç diyet yapmıyorum, sadece yediklerimi abartmıyorum. Tatlı da hamur işi de dahil canımın çektiği her şeyi yiyorum ( bu moralimin de düzelmesini sağladı, diyetle strese girmiyorum artık).




           Benim anladığım kadarıyla Pilates, yoga ve aerobik hareketlerinin karışımıyla ortaya çıkmış bir spor. Geçmişte hem yoga hem de aerobik yaptığım için hareketler bana hem çok tanıdık hem de kolay geldi. Hiç zorlanmadım diyebilirim.

         Pilates'in kurucusu ise Joseph Pilates'miş. En ünlü sözü ise şuymuş:
 
     "10 derste farkı hissedeceksiniz. 20 derste farkı göreceksiniz ve 30 derste yepyeni bir vücudunuz olacak."

       Sanırım benim 14 veya 15 ders oldu. Gerçekten de farkı hissediyorum. Vücudum baya esnedi, kendimi daha enerjik hissediyorum.  İlerleyen zamanlarda yeni bir vücudum olmuş mu olmamış mı tekrar yazarım. Ama bildiğim bir gerçek var:  Sadece yürüyüş ve pilatesle ve de hiç diyet yapmadan bir ayda 2.5 kilo verdim. ( Burada şunu eklemekte fayda var: Pilates zayıflatmaz sadece vücudunuzun sıkılaşmasını ve incelmesini sağlar. Ben zayıflamak istediğim için düzenli olarak yürüyüşe de ağırlık veriyorum)  Spor programıma aynen bu şekilde devam edeceğim. İlerleyen zamanlarda gelişmeleri de yazacağım. Şimdiden yaza nasıl gireceğimi merakla beklemekteyim. Herkese spor ve sevgi dolu günler diliyorum... 

         



10 Ekim 2014 Cuma

Spor ve Beslenme Günlüğü 3 / Yürüyüş


              Yürüyüş zevkle yaptığım sporlardan biri. Tek problem bunu yürüyüşe uygun olmayan alanlarda yapmak. İki gündür site içinde yürüyüş yapıyorum ( dizimin izin verdiği kadar yapıyorum, ne yazık ki sakatlık devam ediyor). Kaldırımlar o kadar dar ki, hatta bazı yerlerde kaldırıma araba park edildiği için yolda yürümek zorunda kalıyorum. Kaldırımların bir diğer problemi ise kaldırım taşlarının kırık dökük olması ve bol bol hayvan pisliğinin olması. Hayvan besliyoruz ama hayvanların pisliklerini almayı bilmiyoruz ya da istemiyoruz. Şehir içinde yürümenin bir diğer dezavantajı ise sürekli yanınızdan gelip geçen arabaların olması.

      
           Neyse tüm bunlara hatta dizimdeki ağrıya rağmen yürüyüşlerimi aksatmıyorum. Biraz yavaş yürüyorum ama sonuç olarak yürüyorum, hiç yürümemekten iyidir diye düşünüyorum.

           Doktorlar, yürüyüşün tam faydasını görebilmek için, 30 dakikadan fazla yapılmasını öneriyor . Vücuttaki hemen hemen tüm organları ve dolaşım sistemini canlandırdığı söyleniyor. Sırf bir saatlik yürüyüşlerle ve dengeli beslenmeyle yirmi günde dört kilo verilebiliyormuş. Yoga, pilates gibi sporlardan önce ısınma hareketi olarak da yürüyüş çok önemli. ( İşte benim yürüyüş yapmamda ki asıl etken de bu. Pilatesten önce ısınma hareketi yapmak. İki gündür pilateste yaptığımı ekleyeyim buraya hemen. Genelde karın ve kol çalışıyorum. Sanırım haftaya dizim tamamen düzeldikten sonra kalça ve bacakta çalışabileceğim.)
         Harvard Üniversitesinden Dr. Joonn Manson, “Eğer herkes günde 30 dakikalık bir yürüyüş yapsa, müzmin hastalıkları yüzde 40 oranında azaltabiliriz” demiş. Bunu okuyunca acaba alerjiyi de azaltır mı diye düşündüm? Hipokrat'ta yürüyüşün en etkili ilaçlardan biri olduğunu söylemiş. Öyleyse daha az ilaç kullanmak için daha fazla yürüyüş yapmak en doğrusu.
        Yürüyüşün faydalarını maddeler halinde sıralarsak, ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarız diye düşünüyorum:
  1.   Kalp hastalıkları
  2.   Felç
  3.   Kilo kontrolü ve kilo kaybı 
  4.   Şeker hastalığı
  5.   Osteoporoz
  6.    Eklem rahatsızlıkları, eklem iltihabı
  7.    Hipertansiyon
  8.    Depresyon
  9.    Bağırsak kanseri
  10.    Uyku bozuklukları 
        Derslerimin çok yoğun olduğu günlerde daha az ama diğer günlerde bir saatlik yürüyüşü mümkün olduğu kadar aksatmadan yapmaya çalışacağım. Dilerim sizlerde yaparsınız.
       



 

8 Ekim 2014 Çarşamba

Spor ve Beslenme 2 / Yoga



              Dün Spor ve Beslenme yazımı yazdıktan sonra, internetten pilates videolarını izledim. Pilates yapan kişilerin vücutlarını gördükçe mutlu oldum. Sonra neden erteliyorum diye sordum kendime? Ertelememeye karar verdim ve bir saatlik yoga çalışması yaptım. Zeynep Aksoy'un Yoga DVD'sini açtım ve çalışmayı onlarla birlikte yaptım.

       Yıllar önce bu DVD'yi her gün düzenli olarak uygulamıştım. O kadar çok yararını gördüm ki; bunları sizinle de paylaşmak istiyorum:
            Öncelikle vücudum çok esnedi, hatta o kadar esnedi ki yapabildiğim hareketleri gördükçe "bunları ben mi yapıyorum?" diye şaşkınlık geçirmiştim. Çünkü DVD'yi ilk izlediğimde bu hareketleri hayatta yapamam demiştimve çok değil bir kaç ay sonra hareketleri onlar kadar kolay yapmaya başlamıştım.
             Geceleri dişlerimi gıcırdatırdım, hatta sabahları uyandığımda çenemin ağrıdığını hissederdim, ağrıdan kahvaltı yapamadığım günlerim olmuştu. Bu DVD'yi düzenli uygulamaya başlayınca diş gıcırdatmalarım ve ellerimi sıkmalarım tamamen ortadan kalktı. Şu anda bile çok nadir yaşarım bunları.
             DVD'yi uygulamanın bir diğer yararı ise mide ve bağırsaklarımın çok iyi çalıştığını farketmem oldu. Ara ara kabızlık sorunu çekerdim. Bu çalışmayı düzenli uygulayınca sorunumun tamamen ortadan kalktığını farkettim.
             Son olarak bu DVD'yle hiç diyet uygulamadan sekiz kilo verdim. Bunu nasıl başardım bilemiyorum. Yıllar sonra yine çok düzenli yoga yaptım ama bu şekilde kilo veremedim. Sanırım kilo vereceğim beklentisi kilo vermemi engelledi. İnternetten yaptığım araştırmalardan şunu gördüm, düzenli yoga yapan kişilerin ideal kilosuna kavuştuğunu yazıyordu. Kilo almakta güçlük çeken kişiler bile düzenli uygulamalarla kilo almış ve ideal kilosuna kavuşmuş.

              Eski deneyimlerimi düşünerek dün şuna karar verdim. Pilates araç gereçlerim gelene kadar boş durmayayım, düzenli yoga ve yürüyüş yapayım. Dün olduğu gibi bugünde kararımı uyguladım. Okuldan sonra 30 dakika yürüyüş yaptım ve hemen ardından 45 dakikalık yoga yaptım.

            Bugünkü tek problemim ara ara ortaya çıkan diz kapağı ağrımın yine nüksetmesi oldu. Hemen buz presi yaptım ve kas gevşetici sürdüm. Hareketleri yaparken de diz kapağımı zorlamamaya özen gösterdim. Hiçbir şeyin beni engellemesini istemiyorum. Yapabildiğim kadar sporumu aksatmamaya özen göstereceğim.

           Sizde benim gibi çok hareketli sporlardan hoşlanmıyorsanız, sakin sakin spor yapmak istiyorsanız size yogayı kesinlikle tavsiye ederim. Sadece spor yapmış olmayacaksınız sağlığınıza da kavuşmuş olacaksınız.

7 Ekim 2014 Salı

Spor ve Beslenme 1

          Müthiş ve güzel bir bayram programından sonra uzun süredir yapmak istediğim bir şeyi sizinle paylaşmak istiyorum.
             Bugün yeni bir etiket oluşturdum: "Spor ve Beslenme Günlüğü". Bunu oluşturmamda ki temel etken kendimi motive etmek aslında. Çok uzun süredir fazla kilolardan şikayetçiydim, ne yapılması gerektiğini biliyordum ( bununla ilgili onlarca kitap okudum diyebilirim) ama bir türlü motive olupta bu yaşam tarzına başlayamıyordum. Bunun en önemli nedenlerinden biri ağır diyet programlarıydı. Bunların hiçbirini uygulamayı düşünmüyorum.
              
           Uzun okuma ve araştırmalarımdan sonra şunlara karar verdim:

  •          Bana uygun olan bir beslenme tarzı oluşturmak: Yani diyet yapmamak, istediğimi yemek ama az yemek. 
  •          Bol bol alkali su içmek, yani karbonatlı ve limonlu su içmek: Kuzinim Başak limonlu su içerek Rosa hastalığını yenmiş. Cildi o kadar güzelleşmişki ben fondöten sürmüş zannettim. Limonlu su içmemdeki tek neden kilo vermek değil vücudu temizlemek ve vücudun alkali seviyesini yükseltmek. Bayramın ilk gününden beri düzenli olarak limonlu su içiyorum. Bardağıma bir limon dilimi atıyorum ve gün boyu suyumu tazaleyerek içiyorum. 
  •            Günlük hareketleri arttırmak: İşte en çok üzerinde durmak istediğim konu bu. Son derece hareketsiz olduğum için son yıllarda çok kilo aldım. Önce yürüyüşlere başlamayı düşünüyorum. Okuldan her çıktığımda en az yirmi-otuz dakika yürümeye karar verdim. Sonrasında da eve gelmeyi ve pilates yapmayı düşünüyorum.Pilatesle ilgili malzemeleri araştırdım internette ve en ekonomik olarak Ebru Şallı'nın sitesini buldum. Hatta pilates setleri var orada, içinde hem CD'leri hem de pilates araç ve gereçleri var. En kapsamlısını seçip sipariş verdim. Siparişlerim gelene kadar ben düzenli yürüyüşlerimi yapacağım.
  •            Günlük olarak yediklerimi ve hareketlerimi burada düzenli olarak yazmak ve paylaşmak: Tabiki amaç kendimi motive etmek. Ama belki sizlerde bana eşlik etmek isteyebilirsiniz. Böylece hep birlikte bir terapi grubu oluşturmuş oluruz. Kilomu buraya yazmayacağım. O bir olumsuzluk diye düşünüyorum. Ben zayıfladığımı sadece kıyafetlerimden anlamak istiyorum. Dolabımda iki beden küçük ve üç beden küçük pantolon ve eteklerim var onlara girmeye başlayınca tartılmayı düşünüyorum.